bilgi@hayatpenceresi.com

14 Nisan 2026
Küskünlüğün Kendine mi, Karşındakine mi?
/ Yazılar/Psikoloji/Küskünlüğün Kendine mi, Karşındakine mi?

Küskünlüğün Kendine mi, Karşındakine mi?

Psikoloji Nurdan Çavgalar Nurdan Çavgalar
07 Mart 2026
366
3 Yorum
3 Dakika
Küskünlüğün Kendine mi, Karşındakine mi?
Paylaş
Aa

Küsmek eylemi çoğu zaman bir savunma mekanizması olarak da kullanılıyor. Dışarıdan bakıldığında basit bir mesafe gibi görünür ama içinde biriken şey aslında söylenememiş duyguların ağırlığıdır. Küsmek biraz da insanın kendini koruma biçimidir.

İnsan en çok değer verdiğine mi küser?

Yabancılara küsmek kolaydır çünkü onlardan beklentisi yoktur. Ama sevilen birinin sözü ağır gelir, küçük bir davranış bile kalpte büyük yankı bulur. Bu yüzden küslük, sevginin gölgesinde büyüyen bir duygudur.

Yine de uzun süren küslükler zamanla kalbin etrafına inceden kalına bir duvar örer. Başta sadece korunmak için çekilen mesafe, gün geçtikçe alışkanlığa dönüşebilir. O yüzden bazen insanın küslüğünü de konuşması gerekir. Çünkü bazı yaralar susarak değil, anlatılarak iyileşir.

Sık sık küsen kişiler, kendi iç dünyasında çatışmalar yaşayan, genellikle kıskançlık, acizlik, bencillik ya da kabullenememe gibi davranışları alışkanlık haline getirmiş, çoğunlukla hataları ya da eylemleri örtbas ettirmeye yaradığı düşüncesi ile gerçekleştirilen davranış biçimine dönüştürülmüştür. Küsmeyi korunma kalkanı olarak kullanan kişi hata yapmaya her daim açıktır. Çoğunlukla yalan konuşmaktan, suçlamaktan ve karşısındaki kişiyi kırmaktan çekinmez, bahanesi çoğunlukla hazırda bekler. Bu davranışı alışkanlık haline getiren kişiler genellikle büyük bir pişmanlık içerisinde yaşarlar. Bunlara sebep olan kibri, geri adım attırmamak için kişinin duygu ve düşüncelerini ele geçirmeye çalışır.

Kırılmak ile küsmek arasında ince bir çizgi vardır.

Kırılmak, söylenemeyen ama herkesin duyduğu bir cümle gibi... İnsan bazen kırıldığını anlatacak kelime bulamaz, işte o zaman susar ve suskunluğu dışarıdan bakıldığında basit bir mesafe gibi görünür ama içinde biriken şey aslında söylenememiş duyguların ağırlığıdır. Kırılan kişi karşısındakine değer verdiği için küsemez, yalnızlaşır. Sessizce içindeki yokluğa çekilir, belli etmemeye gayret gösterir. Kırılmak gürültülü değildir.

Kırılan kalbi duygular, zamanla beden ile ruhun arasına perde olmaya çalışan duygusal bir boşluk halini alır. Kişiyi ibadetinden, sağlığından, maddi ve manevi değerlerinden alıkoyar. Kırılan kişi zaman içerisinde duygu durum bozukluğu yaşayabilir, kin ve öfke eşliğinde zamanla yukarıdaki açıklamada belirttiğimiz gibi bir kaçış rampası arayışında olup zaman içerisinde küsmek eylemini gerçekleştirebilir.

Dinimizce de kalp kırmanın vebali büyüktür. Helallik gerektirir.

Birinin bize küsme eyleminde bulunduğunda, evvelinde defalarca birileri tarafından kırılmış olma ihtimalini de unutmamalıyız. Birbirimize dünyevi ya da keyfi sebeplerden küstüğümüzde, karşıdan nasıl aciz göründüğümüzü hatırlamalıyız. Küsme eyleminin zamanla diğer aile bireylerine sirayet edeceğini, hatta çoğunlukla aile ya da çevrede ilk küsülen kişinin, küsmeyi alışkanlık haline getiren kişiye karşı olunacağı ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız.

Topluma iyi niyetlerle kazandırdığımız her birey, toprağa sevgiyle ekilen bir tohum gibi kendimizden sonraki nesillere aktarılan büyük bir miras olarak ilerlemeye devam edecektir.

Her hâlimizin hayırlara ve güzelliklere vesile olması temennisiyle, sevgiyle kalın.

Paylaş:
BU YAZAR/ŞAİRE AİT SON 5 İÇERİK
Yorumlar (3)
E
Elif Cantürk 07 Mart 2026
Hayatımda gördüğüm en güzel anlatış biçimi devamını istiyorum teşekkür ederiz Nurdan Hanım 😍
Yanıtla
G
Gürcan 08 Mart 2026
Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık
Yanıtla
M
Mesut Çalışkan 08 Mart 2026
Genelde ıskalanan ama tamir edilmeyen bir husus...
Hayat Penceresini açanın küskünlüklerden uzak, binbir neşeyle yaşamı kucaklaması dilek ve temennisiyle...
Hayırlı, uğurlu olsun!
Yanıtla
Yorum Yapın
isimli kullanıcıya yanıt veriyorsunuz.