Ağlamanın Esrarı
Gözyaşı ne ifade ediyor sizlere? Duygusallığı mı, çaresizliği mi, kendini ifade edememenin verdiği acıyı mı? Hangisi? Belki de hepsi... Kimyası suya benzeyen bir yapının ruhumuza şahitlik etmesi ne elzem...
Peki işin sonunda ağlamanın mutluluk hormonu endorfini salgılayarak mutlu ettiğini ve hatta ağrıları iyileştirdiğini biliyor musunuz? Tıpkı düştüğünde kolu acıyan yavrumuzun koluna ya da yanağına bir öpücük kondurduğumuzda acısının geçmesi gibi...
Ayrıca biz yarayı oksijenli su ile temizlemeye çalışırız; mikrop kapmasın, yarası büyümesin deriz. Gözyaşlarımız zararlı bakterileri bizden uzaklaştırır.
Yaratılan her şeyde bir hikmet olması, ne güzel kanıtlıyor Rabbimizin bizi sevdiğini. Bu yazıyı okuduktan sonra ağlamaktan utanmayacaksın, emin ol.
İnsan için gözyaşı harika bir savunma mekanizmasıdır. Bilimsel olarak kanıtlanmış birçok fayda sağlıyor bizlere. En baştaki görevi vücuttaki dengeyi sağlayıp toksinleri dışarı atmak. İç temizliği, bir duygu sağaltımı diyebiliriz.
Üzülmek ya da sevinmek fark etmiyor; insanoğluna her ikisi de akıtıyor inci tanelerimizi. “Neden sevinince de ağlıyoruz?” dediğinizi duyuyorum. Denge diyoruz ya hani...
Üzüntü yaşayarak ağlayamamak, kişilerde birçok fiziksel rahatsızlığa neden oluyor: mide, akciğer, kanser türleri, şeker gibi... İçine atmak dediğimiz tam da bu. Kötü duygular; üzüntü, stres, kaygı zehre dönüşüyor içimizde desek yeridir.
Peki ya sevinç, diyeceksiniz... Her şeyin azı da çoğu da ziyandır bizlere. Bazen öyle sevinçler yaşarız ki, tıpkı kayıplar gibi kaldıramaz ve gözyaşlarımızı akıtırız; heyecanımızı yenmek, sükûnete ermek için.
İnsanoğlu iki uçlu duygu durumu yaşar: keder ve sevinç... İkisinin de sınırı aşması, kişide hastalığa sebep olur. Aşırı sevinmek de insanı hasta eder yani...
Araştırmalar, tıpkı kar kristalleri gibi her bir gözyaşının farklı bir yapıda olduğunu gösteriyor. Tıpkı parmak izimiz gibi, bize özel... Duygularla akıyorsa gözyaşları, her insanın duyguları da kendine özel belki...
Birçoğunuz bilirsiniz; suya söylenen güzel sözler ve kötü sözlerin, suyun yapısını nasıl değiştirdiğini... Aynı deney, bildiğim bir Kur’an kursunda pirinç üzerine yapılıyor. Birine Kur’an-ı Kerim, güzel sözler ve ilahiler okunurken; diğerine kötü sözler ve kötü sözlerden oluşan şarkılar dinletiliyor. Sonucu tahmin edersiniz: birinde hiçbir bozulma olmazken, diğerinde çürüme ve kararma oluyor.
“Niye bunu anlattın ki?” diyeceksiniz. Şöyle ki: Biz de gözyaşlarımızın yapısına dikkat edelim, dostlar. Niçin ağlıyoruz, nefsimize dokunuyor mu ucu diye hesaba çekelim kendimizi.
Allah için olsun, tövbe için olsun, iyilik için olsun, sevgi için olsun ağlayışlarımız...
Temiz gözyaşlarıyla gidelim Rabbimize. Günahlarımız için akarken ruhumuz temizlensin. Haram edelim gözlerimizi cehennem ateşine.
Ey gönül; düşün Allah için akıttığın gözyaşının berraklığını. Aşkla akan bir avuç dolusu gözyaşıyla gitmek istemez misin Rabbine? İzin ver ruhuna...
Aşkla, sevgiyle kalın dostlar...