Neden Uyuştu Kafalar?
Türkiye tarihinde Mezopotamya etkileriyle başlayan uyuşturucu madde kullanımı, şuanki verilere göre M.Ö 2000 lere kadar uzanır. Sümerlerin M.Ö 4000 lerde tıbbi amaçlarla kullandıkları haşhaş ve kenevir, 2000 yıl sonra Anadolu’da da yayılmaya başlar.
Ortaçağ dönemi Türkiye coğrafyasında özellikle Kalenderi Dervişler gibi gruplarda, tasavvufi amaçlı afyon ve esrar kullanımı oldukça artar.
Osmanlı Döneminde resmi kullanım amacı ‘‘tıbbi’’ olsa da keyif amaçlı tüketim yaygınlaşır. Özellikle İstanbul’da Süleymaniye Civarında bulunan Tiryakiler Çarşısı’nda uyuşturucu maddeler macun, şurup ve levha gibi çeşitli formlarda satılır.
IV. Murad afyon kullanımına sert cezalar getirir, 1. Süleyman döneminde hapis, sürgün cezaları ağırlaşır.
1920’lerde İstanbul'a ilk kokain girişi Rus mülteciler aracılığıyla olur. 1928 ‘de yapılan yasal düzenleme ile uyuşturucu ithal, imal, ihraç ve satışı denetim altına alınmaya çalışılır. 1933’ de kenevir üretimi, 1972-1974’de haşhaş üretimi yasaklanır, daha sonra ilaç hammaddesi olması sebebiyle yalnızca kontrollü üretimler yapılır.
Hasılı kelam, bu uyuşturucu illeti; ezeli bir düşman gibi yüzyıllardır koynumuzda büyür durur. Yalnızca bu coğrafyada değil Dünyanın her üç metrekaresinde bir kendisine itaat edecek yeni bir bağımlı adayı bulur. Ülkeler siyaset üstü bir konu olması sebebiyle bu konuyu hep gündemlerinde sıcak tutar. Kimisi uyuşturucuyu bizatihi kendisi satarak kullanımı belirli sınırlarda yasallaştırırken kimisi de caydırıcı cezalar getirmeye çalışarak bir püskürtme atikliğine girer.
Bugün Avrupa’nın çoğu ülkesinde uyuşturucu Türkiye’den kat be kat daha fazla gencin ayağında prangadır. Almanya’da genç yetişkinlerde uyuşturucu madde kullanımı son bir yılda % 1.6-2.5 civarında iken Türkiye’de yalnızca %0.4-0.8 civarındadır. Ülkemizdeki uyuşturucu maddeye ilişkin kullanma ve ticaret cezaları çoğu DÜNYA ÜLKESİNDEN daha ağırdır. Demem o ki Türkiye uyuşturucu ile mücadelede çoğu ülkeden daha önde ve kararlıdır. Uyuşturucu kullanımı da Avrupa’ya nazaran oldukça azdır.
Gelgelelim her ülke kendince bu sorunu en iyi şekilde çözmeye bu denli adanmışken bu sorun hep yerin en derininden taşan kızgın bir magma gibi gençleri kavurmaya devam etmiştir. Peki ama neden?
Tedavi gören gençler üzerinde yapılan araştırmalara göre uyuşturucu kullanımının en sık nedeni MERAK… İlk madde temini de genellikle arkadaş çevresinden. Gençler haz almak kadar yalnızlıktan kaçış ve stresi azaltmak için de bu bataklığı kendi ruhsal bataklığından kaçış olarak görüyor. Kendini toplumdan izole eden genç kesim, depresyon ve kaygı gibi ruhsal itekleyicilerle aile ve ilişki sorunlarını kendi boşluğunda çözmek adına yanlış sularda balık avlayarak meze yapıyor gençliğini yaktığı mangalın yanına. Mangalın üstünde pişenler haz verirken ateşinde gençliğini, masumiyetini, hayallerini yakıyor amansız.
Hala tek bir cevap bulamadık soruya… Peki ama neden?
Sebep aile ilişkilerindeki yanlış oynanan taşlar desek ailelerin sesi yükseliyor arka bahçeden. Manipüle edilen cevaplar, saptırılan sorularla bir ebeveyn alıyor eline mikrofonu: ‘’ Bizim de babamız ilgilenmedi bizimle ama bir gün kullanmadık şu mereti’’
Sebep ekonomik kaygılar desek: ‘Bu kaygıyı taşıyan herkes aynı davranmıyor ama. Bu kaygı ile daha çok çalışmayı da tercih edebilirdi. Tamamen kendi yanlış seçimleri’ diyor akranları zorbalamasız.
Sebep olarak gencin yaşadığı ruhsal bunalımı görmeye çalışsak bir anda ‘’ Doğada her şeyin tedavisi vardır’’ diyen Kızılderili ataları beliriveriyor yanımızda…
Yahu tamam o değil bu değil şu hiç değil de neden o zaman? Eleştirtmiyoruz hiçbirimiz kendimizi sırtımızı kaşındıran bir sivrisinek kadar… O da kabul edilebilir de hani. Maalesef benim merakım yine basıyor ağırlığıyla ruhumda. Kim bu dünyadaki önlenemez uyuşturucu uyuşukluğunun faili?
Durun durun, buldum! Bence Sümerler… Tahmin etmelilerdi bunun bir gün kötüye kullanılabileceğini. Bu kadar da öngörüsüz olunmaz ki ama canım. Yazık ettiler vallahi. Tüh tüh…
Hoşça kalın.
Fatma Şeyma Nur İşitmen
AvukatBaşarılarının devamını dilerim…