Ramazan Şırıltısı
Değerli gönül dostları, sizleri selamların en güzeliyle selamlıyor, gönül, his, akıl yolculuğunda beraber hasbihal ederek yol almayı umut ediyorum. Şimdiden cürm-ü hata eder isek affola… zira bütün hitaplar önce nefsime, sonra da benim gibi muhtac-ı gedâ olanlaradır.
…Vira Bismillah!
Bir Ramazan ayı ile gönüller yeniden coşkuyla dolmaya başladı. Adeta 11 ay boyunca dünyevi işlerden yorulan insanın maddi-manevi bütün duyguları üç ayların manevi iklimi ile yeniden tamir olmaya ve Ramazan ayının o doyumsuz atmosferiyle de lahuti bir özellik kazanmaya başladı/başlıyor.
Makalenin başlığı dikkat çekmiş olabilir; neden Ramazan şırıltısı diye...
Efendim, bir namaz vakti şadırvanda abdest alırken suyun şırıltısı bunu bana tahattur ettirdi. Malum, abdest suyu hem maddi kirlerin hem de manevi kirlerin vücuttan temizlenmesini sağlayan bir ameliye. Abdest sularının şırıl şırıl musluktan akışı, abdest uzuvlarının o suyla temizlenmesi ve insanın günahlarından arınmış olarak namaza koşturması harikulade bir olay. İşte Recep-Şaban aylarıyla başlayan bu kutlu damlalar, Allah'ın kullarına lütf-u inayetiyle adeta rahmet şırıltılarına dönmüş, çağıltıyla kendi yamaçlarına sığınanları kucaklamış, onları temizleyici özelliğiyle pîr ü pak hale getirmiştir. Evet, Ramazan bizi temizleyen, kendi boyasını her yere çalan; o çaldığı boya ile de bizi cennete namzet hale getiren müthiş bir ay.
İnsanda var olan, ancak dünya meşgalesi ile pörsüyen güzel hasletler Ramazanla canlanmış ve insan adeta ikinci bir fıtrat kazanmıştır. Ramazan ayı, Allah'tan aldığı boyayı insana, etrafa öyle çabuk çalar ki her yerde onun üfültüsü tatlı bir reyhan gibi hissedilir, elvan elvan manevi tecelliler hissedilmeye başlar.
Adeta ramazanlaşmaya başlayan insan bir anda tanınmaz hale gelir. Sanki sihirli bir değnek değmiş gibi; duruşu, tavrı, sükûneti, etrafa olan saygısı, mülâyemeti, cömertliği, yardımlaşmak için kapı kapı dolaşması vs. gibi daha nice güzel hasletleri ile coşmaya başlar.
Bu güzellikler, işte şadırvandan akan suyun abdest uzuvlarını temizlemesi gibi mü’min kulların hatalarını, seyyiatlarını, törpülenmesi gereken duygularını törpüleyip temizleyip onu cennete namzet hale getirmektedir.
Hele bu şırıltılardan birisi var ki, Mü’mini sahabe efendilerimizle omuz omuza getiren, onu yücelerden yüce bir hale getiren bir haslet… nedir o? “İ’SAR HASLETİ”; kendi muhtaç olduğu halde, kendi ihtiyacından vazgeçip ihtiyacı olan başkalarını düşünme, onların maddi manevi gereksinimlerini kendi ihtiyaçlarından evlâ görme ve canhıraş bir gayretle onları gidermeye çalışma… Öyle ki Efendimiz (s.a.v.) ve sahabeden bize tevârüs eden ve Ramazan ayı ile zirveye çıkan bir davranış. Tarih, bu tip destansı binlerce sahnelenen olaylarla dolu. İslam'ın ilk yılları, savaş meydanları, Çanakkale, Kurtuluş Savaşı gibi. Burada o örneklere girme yerine sadece kavramı anlama ve hayata hayat yapmanın ehemmiyeti üzerinde durmak daha doğru olacaktır.
Başkalarını düşünme, onların ihtiyaçlarını giderme, onların yüzünde bir tebessüme vesile olma çok erdemli bir davranış olsa gerek. Dinli, dinsiz insan olan herkese önemli rol model olabilecek ulvi bir hareket. Şu bir gerçek ki insan paylaştığında daha da mutlu olan bir varlık… Bu İ’SAR hasletine günümüz insanı her devirdekinden daha da muhtaç bir durumdadır. Belki savaşlara bile engel olabilecek en ulvi, en etkili davranış biçimlerinden. Zira her ferdin, her toplumun menfaatlerini, çıkarlarını gözettiği ve bu uğurda başkalarına hayat hakkı tanımadığı bu ortamda İ’SAR hasleti empatik davranışın en önemli mihenk taşlarından birisidir. Bu güzel hasleti insanlığa gösterecek olanlar; gösterişsiz, riyasız, samimi, diğergâm kişilerdir. Bu davranışın zirvesinde peygamberler ve onların numune-i imtisal davranışları var. Onlar ki insanlık için en fedakârâne işlerin altına girerken hiçbir şekilde insanlardan bir karşılık beklememişler ve istememişlerdir. Yaptıkları her iş karşılığında yalnız Allah'a yönelmişler, “İn ecriye illa Allah” (Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.) gibi ayetlerin düstur-u mucibince hareket etmişlerdir. Ve bu davranışla kardeşliğin en önemli temellerini atmışlardır. Bu husus, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve ashâbı tarafından zirvede temsil edilmiş ve Medine site devletinin en önemli özelliklerinden olmuştur.
Yani “sen çalış ben yiyeyim”, “ben tok olduktan sonra başkasının açlığından bana ne” gibi tamamen nefisperest, bencilce düşünceler ve yaşam tarzları, İ’SAR yaşantısının tam zıddı olmuş ve toplumu savaşlar da dahil nice ayrılıkların pençesine düşürmüştür.
Bu haslet, milletimizin de yüzlerce yıldır ihtimamla hayata geçirdiği bir diğergamlık davranışıdır. Zamanla tortulaşmalar olsa da o tozun, tortunun ortadan kalktığı ortamlarda aslî hüviyetini yerine getirmiştir. Günümüz dünyasında toplumsal dinî hassasiyetin azalması, tamamen ben merkezci yaşam tercihleri bu tür hasletlerin de yer yer tortulaşmasına, unutulmasına zemin hazırlamıştır.
İşte her Ramazan insanın hem kendini yenilemesine hem de güzel davranışların yeniden hatırlanmasına da vesile olmaktadır. Sair zamanlarda hayır hasenat işlerini ihmal eden insanoğlu, Ramazan ayının o büyüleyici, insan fıtratını hayra tebdil eden yönüyle bir kez daha hayır hasenata kilitlenmekte, Allah'ın cömert sıfatının tecellisini hayata geçirmektedir. İnsanın mutluluğunun paylaşmakla sağlanabileceği gerçeği bir kez daha anlaşılmış oluyordu.
Artık gerek sosyal bilimciler, sosyoloji bilimiyle uğraşanlar, psikologlar, değişik danışmanlık hizmeti verenler; paylaşmanın, başkalarının ihtiyaçlarını gidermenin, şükretme gibi vesair davranışların hem ferdî hem toplumsal mutluluğun sağlanmasında çok önemli etkenlerden olduğunu belirtmişler/belirtmektedirler.
Velhasıl kelam değerli dostlar; insanoğlu gerek şahsi mutluluğa ulaşma, gerek toplumsal huzurun sağlanması hususunda İ’SAR gibi mayasında var olan ama zaman zaman da unutulmaya yüz tutmuş hasletleri yeniden hayata geçirmeye gayret göstermeli, mübarek Ramazan ayının rahmet dolu şırıltısından azami derecede istifade etmeye çalışmalıdır. Zira Ramazan ayı öyle rahmet dolu ki; hem geçmişi hem anı temizleyen, hem de geleceği inşa adına insana fırsatlar sunan bir zaman dilimi.
İşte insan bu fırsatı değerlendirebilmeli; yunmalı, yıkanmalı, cehennemden kurtuluş reçetesini cebine koyarak yaratılış gayesi olan ahsen-i takvime namzet hale gelmeli ve huzurla tam bir itminan içinde Ramazan Bayramı'nı karşılayabilmelidir… muhabbetle.
Mesut Çalışkan
Yazarİnşallah bütün yazar arkadaşlar bu dar, kaoslu dünyaya yeni bir pencereden baktıracak, edebi eserler ortaya koyacaktır.
Nice yazılarla gönüllere dokunabilmek dileğiyle!
Yeni yayın hayatına başlayan bu çalışmada ilk yazınızla birlikte yine sizde var olanı ortaya koyup "her nimetin şükrü kendi cinsinden olur" düsturunu Hayat Penceresinde göstermişsiniz. Emeğinize sağlık... Hayırlı olsun.
Yunus Emre'nin
"söz ola kese savaşı
söz ola kestire başı
söz ola ağulu aşı
bal ile yağ ede bir söz" sözü doğrultusunda her zaman çizginizi bozmadan daha nice yazılarda buluşmak ümüidiyle Allah'a emanet olun.
Teveccüh buyurmuşsunuz, güzel ifadeler, temenniler inşallah aşk u şevk içinde yeni fikirlerin hayat bulmasına vesile olur...iyi ki varsınız 🌹🙋🏻♂️
Rabbim bir an bile dur eylemesin selam ve muhabbetle Allah'a emanet ol kardeşim
İyi ki varsınız, saygı, selam ve hürmetlerimle,
Yazdıklarınız her yürekte yankı bulsun ve izler bıraksın dilerim.